"

SiberKültür 101: Internet kültürü, web dedikoduları ve web tasarımı ve geliştirme konusundaki tüm açlığınızı giderir.

Twitter'ın talipleri artıyor: şimdi sıra Apple'da

Twitter belki de Internet tarihinde en iyi PR yapan web servisi diyebilirim. Aldıkları 55 milyon dolar yatırımın büyük bir çoğunluğunu alt yapı vesaire gibi şeylere harcamaktansa geleneksel medya dahil heryerde tanıtıma harcadıkları apaçık gözlerimizin önünde.

Satınalma dedikoduları önce Facebook ile başladı, Google ile devam etti. Ancak Twitter'dan cevap geldi: "biz bağımsız olmak istiyoruz".

Şimdilerde ise Apple gündem konusu. Bilirsiniz WWDC yaklaşıyor ve WWDC'nin büyük bir önemi vardır. Apple, yeni oyuncaklarını WWDC'de tanıtır. Ancak son zamanlarda WWDC ile anılan bir diğer şey de WWDC günü yaşanan Twitter çılgınlığı. Eğer bir WWDC etkinliğini takip etmek istiyorsanız, Twitter'da bir arama yapmanız fazlasıyla yeterli olacaktır zira Twitter'ın da en sık kullanıldığı, hatta servise aşırı yüklenmenin olduğu günlerden birisidir.

Diğer yanda iPhone üzerindeki Twitter uygulaması çılgınlığını düşünün.

Tüm bunlar Apple'ın Twitter için 700 milyon dolar nakiti gözden çıkartacağı ve satın almak istediği dedikodularını yayılmasına neden oldu. Tabi ki yine böyle bir anlaşmanın olup olmayacağı belli değil, ancak ben yine size Twitter'ın bağımsızlık isteğini hatırlatmak isterim.

Son olarak kişisel fikrim, Twitter'ın gerek Google olsun, gerekse de Apple olsun, bu tür firmalarla iş birliğine gireceği ancak bunun bir satınalma olmayacağı yönünde.

Dünyanın en iyi ikinci işi!

Hatırlar mısınız, vakti zamanında dünyanın en iyi işi adı altında bir kampanya ile karşılaşmıştık. Bu kampanya aslında bir blog yazarının 6 ay boyunca bir adada kalarak, ayda 12 saat çalışıp sadece blog yazacağı ve toplamda 100.000$ kazanacağı bir oluşumdu.

100 bin dolar bütçe ile belki de yapılabilecek en büyük pazarlama kampanyası yapıldı, tüm dünya çapında binlerce başvuru yapıldı. En önemlisi dilden dile büyük bir hızla yayıldı.

Şimdilerde ise dünyanın en iyi işine benzer bir iş, bu sefer Twitter ekseninde sizleri bekliyor. Bu sefer işi alacak kişiden 6 ay boyunca şarap test etmesi, şarapların nasıl üretildiğini gözlemlemesi ve bu konuda twitlemesi bekleniyor. Karşılığında ise 60.000$'ın yanı sıra bedava şarap, kalacak yer ve ün elde edecek.

Bir blog yazarı olarak, senelik ortalama 60 bin dolar kazanabileceğiniz Amerika'da, 6 ayda bu geliri elde etmek oldukça ilgi çekici değil mi sizce de?

Hepsinden öte, blogların, Twitter'ın ve benzeri araçların günlük hayatımıza bu kadar girmesi ve getiri sağlaması en heyecan vericisi değil mi?

Meraklısına not: Kazanılacak paraların %30 kadarını devlete vergi olarak vermeniz gerekiyor, her iki durumda da.

Twitter'ı kullanan ilk Türk sanatçılar

Geçenlerde bahsettiğim, CNN ve Ashton Kutcher yarışmasını, Ashton hızlı bir atak yaparak kazandı. Üstelik Ashton ve karısı Demi Moore tüm bu yarışmayı bilgisayar karşısından, insanların Twitter yorumlarına webcam üzerinden cevap vererek takip ettiler.

Sonrasında Amerika'nın belki de en çok güvenilen televizyon programcısı Oprah da Twitter'a üye oldu. Twitter'ın co-founderı Evan Williams'ın da programına katıldığı sırada, Ashton ile Skype üzerinden bağlantı kuran Oprah, o programında ilk twitini attı. Hatta ilk twitinde tüm harfleri büyük olarak yazan Oprah, ünlü basketbolcu Shaquille O'neal tarafından da uyarıldı; bunun bir bağırma türü olduğuna dair.

Türkiye'de ise şirketler yavaştan Twitter'ı keşfetmeye başlarken sanıyorum kullanmaya başlayan ilk ünlü de Sertab Erener oldu (eğer öncesinde kullanan varsa lütfen uyarın).

Sertab Erener, Twitter'a gelerek hemen kendi hakkında neler denmiş bunları araştırmaya başladı. Halen insanlara teşekkür mesajları gönderirken, arada cevaplar veriyor ve sosyal medyayı daha iyi nasıl kullanabileceğini insanlara danışıyor. Sertab henüz çok yeni bir Twitter üyesi olduğundan ve insanların onun gerçek olmadığını düşünmesinden dolayı takipçisi çok az; 52. Kendisi ise 55 kişiyi takip ediyor.

Sertab gibi Twitter'ı keşfeden bir diğer Türk ünlü ise Demir Demirkan. Bu yazıyı yazdığım sırada Demir'in sadece 2 twiti bulunsa da zamanla daha fazla kullanacağını tahmin ediyorum. Demir 12 kişiyi takip ederken, 22 de takipçi elde etmiş.

Sizce yakın zamanda daha fazla ünlüyü Twitter'da görebilecek miyiz? Ashton ve Shaq kadar sık bir kullanıma erişmeseler de geleneksel medyada Twitter gibi sosyal medyayı kullandıklarından bahsedecekler, gündem yaratacaklar mı? Ben açıkcası bir magazin programında Twitter kelimesinin geçmesinden sonra, ardının arkasının kesilmeyeceğini düşünüyorum.

Twitter'da CNN ve Ashton Kutcher çekişmesi

956,599: CNN, 936,572: Ashton Kutcher.

Bu rakamlar, bu yazıyı yazarken, bu iki Twitter hesabının takipçi sayısı. İnanılmaz değil mi? Adeta kısa tarihi yazmak için iki Twitter hesabı da birbiriyle yarışıyor. Kim ilk önce 1 milyonuncu takipçiye ulaşacak?

Bir tarafta medya devi CNN bulunurken, diğer tarafta bir sinema ve televizyon yıldızı olan Ashton Kutcher: tek başına.

Bu rekabet inanılmaz bir hal alıyor. Ashton, 1. milyonuncu takipçiye ilk sahip olmak isteyen kişi olarak bunun üzerine bir video çekti. CNN ise buna cevap vermekte geç kalmadı. CNN adına Larry King de Ashton, biz koca bir medya deviyiz, bizimle uğraşabileceğini mi sanıyorsun diye bir video yaptı.

Çok değil, birkaç güne göreceğiz kim ilk önce hedefine ulaşacak. Ancak şimdilik CNN'in hızı onu birinciliğe taşıyacak gibi görünüyor.

Google, Twitter'ı neden satın alamaz?

Dün Techcrunch'da çıkan bir habere göre Google, Twitter'ı almak için görüşmelerinin son aşamasındaymış. Bahsi geçen fiyat ise 250 milyon dolar civarı nakit veya karşılığı Google hissesiymiş.

Daha sonra yapılan bir güncellemeyle başka bir kaynağın, bu satın almanın aslında daha çok başında olunduğunu, hatta bir satın alma olmayın ortaklaşa bir çalışma şeklinde yürütülebileceğini söylemiş.

Bugün Twitter kurucularından Biz Stone'un Twitter blogunda yaptığı açıklamanın başlığı ise "Bazen konuşuruz...". Blogda, özet olarak satın almadan çok -isim vermeden- firmalarla bu tür iş birliklerine girişicek olmalarının süpriz olmadığından bahsediyor. Ayrıca hedeflerinin bağımsız bir şirket olmak olduğunu da ekliyor

Şahsen bu haber çıkmadan önce de benim düşüncelerim satın almadan çok bir ortaklık çalışması olabileceğini düşünüyordum. Nedenlerime gelince;

  • Evan Williams, Twitter'ın diğer kurucusu ve CEO'su vakti zamanında Biz Stone'un yardımıyla Blogger.com'u kurdu ve Google'a sattı (SiberKültür'deki 6. haber). Google'a satımından bir sene sonra kendisi istifa etti. Bunun nedenleri arasında fikir anlaşmazlığı olduğu düşünülüyor. Yani Evan ve Biz Google altında çalışmaktan zevk almayacaklar diye düşünebiliriz.
  • Bir diğer neden, yakın zamanda Google'dan istifa eden, Google'ın baş görsel tasarımcısı Douglas Bowman'ın, Twitter'da çalışmaya başlaması. Douglas, Google'dan yine fikir anlaşmazlıkları yüzünden ayrıldı. Twitter'ın Google tarafından alınması -eğer söz konusuysa- uzun bir zamandır onların gizli gündeminde olsa gerek. Bu durumda Douglas'ın böyle bir olasılığa rağmen Twitter'da işe başlaması saçmalık olurdu.
  • Bir süre önce Facebook'un da Twitter'ı almak istemesi, karşılığında 500 milyon dolarlık hisse teklif etmesi ve Twitter'ın reddetmesini hatırlıyoruz. Burada da reddin iki büyük nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi 500 milyon dolarlık hissenin gerçekte o kadar değer yapmayacak olması, bir diğeri ise Twitter'ın bloglarında dediği gibi bağımsızı oynamak istemesi.

Sonuç olarak Google'ın Twitter'ın gücünden faydalanmak istediği ortada. Çünkü Twitter ABD'de neredeyse her akşam televizyonlarda dahi adı geçen, ünlülerin yoğun olarak kullanmaya başladığı, henüz insanların davranışlarını ve fikirlerini değiştirme etkisinin körelmediği bir servis. Ve Google bunun gücünü en azıdan onlarla ortak bir girişim yaparak değerlendirmek isteyecektir.

Twitter gelir modelleri bir bir ortaya çıkıyor

Eğer Twitter'ın web arayüzünü kullanıyorsanız bir süredir ekranda dönen, bir sözlük edasındaki metin reklamları görmüşsünüzdür. Bunlar bildiğimiz kadarıyla, şimdilik sadece Twitter ürünlerini ve 3. parti uygulamaların promosyonunda kullanılıyor. Herhangi bir ücretli reklam uygulaması mevcut değil. Ancak herkes, bunun ileriye dönük bir reklam platformu olacağını düşünüyor. Bu gelir modellerinden birisi: olası model.

Diğeri ise artık tamamen kesinleşen ücretli üyelikler. Ücretli üyelik lafı Türk insanını çok korkutuyor biliyorum, ancak bu sefer korkmanıza gerek yok. Zira ücretli üyelik sadece kurumsal bazda olacak.

Bu aslında kişisel üyelikler bedava olacak, kurumsal üyelikler ücretli olacak da demek değil. Çünkü ücretli üyeliklerden kasıt, çeşitli eklenti ve desteğe dayalı üyelikler. Daha da açıklayıcı olmak gerekirse, Starbucks gibi Twitter'ı aktif kullanan veya kullanmak isteyen firmalar, belirli ücret ödeyerek Twitter'dan; kurumsal deneyimlerini nasıl daha artırabilecekleri, daha kolay hesap onaylanması ve hafif istatistik servisi gibi servisler alabilecekler.

Birinci olasılığa dönersek, benim kişisel tahminim bu reklam kutularının uzunca bir süre Twitter alt yapısını kullanan uygulamalara açık olacağı yönünde. Ücretleri hakkında bir tahminim olamayacak ancak başlıca nedeninin Twitter kullanımını maksimum düzeye çıkarmayı desteklemek olabileceğini söyleyebilirim.

Twitter'ın Türkiye'de patlaması yakındır

Şu sıralar Amerika'da gözünüzü nereye çevirirseniz çevirin Twitter ile karşılaşıyorsunuz. Tek kelimeyle inanılmaz.

En büyük ve en etkili televizyon şovlarında, sunucular Twitter esprileri yapılıyor. Senato üyeleri başkan Obama'nın konuşması sırasında çatır çatır twitlemeler yapıyorlar. Obama'nın başkanlık öncesi Twitter üzerinde büyük bir kampanya yaptığını zaten biliyoruz. Shaquille O'Neal (evet efsanevi basketbol oyuncusu) Twitter'ı inanılmaz bir şekilde kullanıyor: gittiği her yerde twitliyor, hayranlarına biletler hediye ediyor. Bu ve bunun gibi yüzlerce örnek var.

Tabi ki de bunların bir çoğu Twitter ekibinin pazarlama dehasının bir sonucu. Her ne kadar Twitter basitliğiyle kendini sevdirdi dense de bunun arkasında yatırımlarının güzel bir şekilde pazarlama uygulamalarına dönüştüğünü görebiliyoruz.

  • Twitleyebilmeniz için 2.000 kadar farklı uygulama mevcut. Twitter API'sini kullanan web servislerinden bahsetmiyorum bile.
  • Twitter'ın kullanıcılarının yarısı Amerika'da. Toplam üye sayısının 6 milyona yaklaştığı söyleniyor.
  • Japonya ikinci Twitter patlamasını yaşayan ülke.
  • İngilitere şu sıralarda Twitter rüzgarının etkisi altında. Bu ne saçma icat diyen Alman kullanıcılar da yavaşca kendini Twitter'a kaptırıyor.
  • Hatırlarsanız Twitter inanılmaz bir erişim sorunu yaşadı geçtiğimiz sene. Buna rağmen kat be kat büyümeye devam ediyor. Olumsuzlukları reklama dönüştürebilmenin en güzel örneği olsa gerek.
  • Üstelik bu servisin hala bir gelir kaynağı da yok. Ancak bedava üyeliğin yanında paralı üyelik çıkarsalar da inanın servis popülaritesini kaybetmeyecek.

Neden bunları söylüyorum? Çünkü yakın zamanda Türkiye'de de bir Twitter patlaması bekliyorum. Şu an bile Obama'dan ders çıkarmaya çalışan politikacılar Twitter hesaplarını alıp bizleri takip etmeye başladı. Gazeteler, kurumsal firmalar, sanatçılar... Ardı arkası kesilmeyecek, Amerikan modasını takip edenler bir bir Twitter modasının Türkiye'ye gelmesini destekleyecek.

Biz her ne kadar yadırgasak da Türk firmalarının Twitter gibi servislerden bize ulaşmak istemesini, bu artık Twitter'ın doğasında yer alan bir şey. Birçok firma Twitter hesabından kullanıcılarına ulaşıyor. Kablolu TV ve Internet sağlayıcısı Comcast, kullanıcı geri dönüşlerini Twitter üzerinden alıyor, onlarla daha çok ilgilenmeye çalışıyor. Dell sırf Twitter hesaplarından 1 milyon ek gelir elde etmiş. Dell ise indirimli ürünlerini duyuruyor, kuponlar veriyor.

Her iki örneğin de para dışında bir ortak noktası daha var: insanlara daha fazla ulaşabilmek.

Biz FriendFeed kullanıcısıyız diyecek içimizden birileri. Haklılar. Zira FriendFeed daha Türk işi. Daha hızlı, daha çok aksiyon, daha çok konuşabilme. Bazı açılardan bana da öyle geliyor ancak Twitter, FriendFeed kadar zamanımı çalmıyor. Kabul edelim, FriendFeed'i daha çok sevdikçe, daha çok kullanıyoruz, daha fazla hayatımıza alıyoruz. Ancak Twitter bana bu açıdan daha kolaylık sağlıyor. En azından kendimi limitleyebiliyor, daha konsantrasyonlu bir şekilde işimle ilgilenirken twitleyebiliyorum.

Sonuç, Twitter modeli bize uygun gibi görünmese de Twitter önümüzdeki bir dönem oldukça popüler olacak ve ben bu popülerlikten kendimize pay çıkarmakta bir zarar görmüyorum.

Aman tıklama'nın cazibesi

Bugün bilgisayar başına geçip, ben yokken kim ne twitlemiş diye bakarken farkettim ki bir çok web ünlüsü, başarılı tasarımcı ve geek Don't Click: http://tinyurl.com/... şeklinde mesajlar göndermiş.

Eğer bunu Twitter'ın kendisi göndermiş olsaydı, uyarı der tıklamayabilirdim. Ancak pazarlamada sık yapılan bir psikoloji oyunu ve mesajın güvendiğim kişilerden geliyor olması beni tıklamaya itti. Adrese girdiğimde TinyUrl sitenin zararlı olduğu için kapatıldığını söylüyordu. Twitter'daki tüm mesajları henüz okumadığım için merakım giderek arttı tabiki de.

Sonradan öğrendiğime göre, bir web sitesi tarayıcı açıklarını kullanarak insanların Twitter hesaplarına (kişi o tarayıcıdan Twitter'a giriş yapmışsa) bir virüs edasıyla bu mesajı gönderiyormuş. Eğer kendi Twitter mesajlarınızı kontrol etmiyorsanız fark etmeniz oldukça zor. Ben Twitter gündemini yakalamaya başlayınca Twitter ekibinin bu açığı derhal kapattığını hatta bir de konuyla ilgili yazı yazdıklarını gördüm.

Burada kullanılan tekniğe Clickjacking deniyormuş. Wikipedia bunun hakkında; kullanıcının bilgisi dışında, aslında normal görünen web sayfaları üzerinde yapılan saldırılar diyor. Örneğin siz bir web sayfasını geziyorsunuz ancak site sahibi sayfanın görsel elementleri dışında arka planda Twitter'ı da açıyor. Siz sayfadaki butonlara tıklarken farkında olmadan Twitter statüsünüzü değiştirmiş bulunuyorsunuz.

Twitter bana arkadaş öner

Kısa ve öz yazacağım. Twitter sonunda takip etmeniz için size bazı Twitter üyelerini önermeye başladı. Kişi arama sayfası altında Suggested Users başlığıyla gelen bölümde siz de size önerilen kullanıcıları görebilirsiniz.

Bana ısrarla Britney Spears'ı önermesi bir kenara kullanılabilirlik üzerine sayfa ile ilgili bir iki yorumda bulunacağım.

Bu sayfa normalde her yenilendiğinde size başka kullanıcılar öneriyor. Ancak sayfada böyle bir ibare yok. Kullanıcının bundan haberdar olması gerekli. Zira Facebook gibi sistemlerde size önerilen kullanıcılar, daima aynı listedir -siz müdahale etmediğiniz sürece-. Alışkanlığın dışında bir kullanım söz konusu ve kullanıcı bunu bilmediği için muhtemelen bu sayfaya sadece 1 kere girecektir.

Önerilen kullanıcılar listesinde bu kullanıcıların sayfalarına bağlantılar yok. Evet sistem size kullanıcı öneriyor ancak bu kimdir, neler twitler bilemiyorsunuz. Ancak sayfa değiştirip, bu insanları siz bulup inceleyeceksiniz ki öyle haberdar olabilin. Bu bana ekstra yük, çözülene kadar da zaman ayırıp kullanmayacağım büyük ihtimalle.

Son olarak tasarımsal bir eleştiri, ah Twitter ekibi her zaman estetik işler çıkardın ancak bu sayfadaki buton stili nedir öyle? Zevksizlik. Aceleye gelmiş heralde diyerek Twitter'ın size de Britney Spears'ı önerip önermediğini merak ediyorum.

Twitter'dan açık kaynak paylaşımlar

Twitter blogunda open source kelimelerini görünce insan bir heyecanlanıyor, acaba tamamen mi açık kaynak oldular diye düşünmeden edemiyor insan. Öyle olmadılar tabi ki de.

Ancak Twitter alt yapısında iki önemli sayılabilecek aracı github üzerinden açık kaynak olarak dağıtmaya başladılar. Aşağıdaki iki araç da Ruby on Rails üzerinde geliştirilmiş.

Birincisi Kestrel's Wonderful Plumage. Bu araç bir kullanıcı twitlediğinde, SMS ile güncellemeleri farklı operatörlere göre dağıtılmasını sağlıyormuş. Türkiye'de SMS ile güncelleme dağıtan servisler pek fazla olmasa da belki işine yarayacak birileri vardır aramızda. Proje github üzerinde.

Diğer araç ise As Good as Cache-Money. Bu da RoR için gelişmiş bir önbellek aracıymış. Yeni veya güncellenen içerik önce hafızada önbelleğe atılıyor ardından veritabanına yazılmasını sağlıyormuş. Böylece daha hızlı bir önbelleklemenin yanında veritabanında oluşabilecek kısa süreli laglar da engellenmiş oluyormuş. Bu proje de github üzerinde.

Twitter'ın başarılı olmasının nedenlerinden birisi ise bu. Gerek API'si gerekse de bu tür paylaşımları ile geliştiricileri kendi sahasına çekmesi.