"

SiberKültür 101: Internet kültürü, web dedikoduları ve web tasarımı ve geliştirme konusundaki tüm açlığınızı giderir.

Google profilinizi oluşturdunuz mu?

Google'ın bir süredir üzerinde çalıştığı Google profil sayfaları yavaş yavaş gelişmeye devam ediyor. Bana göre önümüzdeki günlerde adını daha fazla duyacağız.

Bildiğiniz üzere, eğer bir Google üyeliğiniz varsa profiles.google.com adresine giderek kendi fotoğrafınız, web siteleriniz, kısa bilgilendirici yazınız, yaşadığınız şehirler ve hatta foto galeriniz ile profilinizi oluşturabiliyorsunuz. Bu sayede sadece profil sayfanızı kontaktlarınıza vererek bir kartvizit gibi kullanabileceksiniz.

Daha önce bahsettiğimiz Google Profil Arama ile de dilerseniz profili herkese açık olan insanlar arasında arama yapabiliyorsunuz.

Sistemle ilgili yapılan en son yeniliklerden birisi ise, artık Google arama sonuçlarında da ilgili kişileri görebilecek olmamız. Örneği Google'da Eren Emre Kanal aramasını yaparsanız, sayfanın en altında benim profil sayfamı bulabilirsiniz.

Son olarak, yakın zamanda Google profili adresinizi kartvizit olarak edinebileceğiniz bir promosyon yapıldı. Sadece Amerika için geçerli olan bu kampanyada dilerseniz üzerinde Google logosu ve profil adresinizin bulunduğu bu kartlardan 25 adet bedava isteyebiliyordunuz. İşte benim için gelen kartlar:

IMG_1678

Twitter'ı kullanan ilk Türk sanatçılar

Geçenlerde bahsettiğim, CNN ve Ashton Kutcher yarışmasını, Ashton hızlı bir atak yaparak kazandı. Üstelik Ashton ve karısı Demi Moore tüm bu yarışmayı bilgisayar karşısından, insanların Twitter yorumlarına webcam üzerinden cevap vererek takip ettiler.

Sonrasında Amerika'nın belki de en çok güvenilen televizyon programcısı Oprah da Twitter'a üye oldu. Twitter'ın co-founderı Evan Williams'ın da programına katıldığı sırada, Ashton ile Skype üzerinden bağlantı kuran Oprah, o programında ilk twitini attı. Hatta ilk twitinde tüm harfleri büyük olarak yazan Oprah, ünlü basketbolcu Shaquille O'neal tarafından da uyarıldı; bunun bir bağırma türü olduğuna dair.

Türkiye'de ise şirketler yavaştan Twitter'ı keşfetmeye başlarken sanıyorum kullanmaya başlayan ilk ünlü de Sertab Erener oldu (eğer öncesinde kullanan varsa lütfen uyarın).

Sertab Erener, Twitter'a gelerek hemen kendi hakkında neler denmiş bunları araştırmaya başladı. Halen insanlara teşekkür mesajları gönderirken, arada cevaplar veriyor ve sosyal medyayı daha iyi nasıl kullanabileceğini insanlara danışıyor. Sertab henüz çok yeni bir Twitter üyesi olduğundan ve insanların onun gerçek olmadığını düşünmesinden dolayı takipçisi çok az; 52. Kendisi ise 55 kişiyi takip ediyor.

Sertab gibi Twitter'ı keşfeden bir diğer Türk ünlü ise Demir Demirkan. Bu yazıyı yazdığım sırada Demir'in sadece 2 twiti bulunsa da zamanla daha fazla kullanacağını tahmin ediyorum. Demir 12 kişiyi takip ederken, 22 de takipçi elde etmiş.

Sizce yakın zamanda daha fazla ünlüyü Twitter'da görebilecek miyiz? Ashton ve Shaq kadar sık bir kullanıma erişmeseler de geleneksel medyada Twitter gibi sosyal medyayı kullandıklarından bahsedecekler, gündem yaratacaklar mı? Ben açıkcası bir magazin programında Twitter kelimesinin geçmesinden sonra, ardının arkasının kesilmeyeceğini düşünüyorum.

Twitter'da CNN ve Ashton Kutcher çekişmesi

956,599: CNN, 936,572: Ashton Kutcher.

Bu rakamlar, bu yazıyı yazarken, bu iki Twitter hesabının takipçi sayısı. İnanılmaz değil mi? Adeta kısa tarihi yazmak için iki Twitter hesabı da birbiriyle yarışıyor. Kim ilk önce 1 milyonuncu takipçiye ulaşacak?

Bir tarafta medya devi CNN bulunurken, diğer tarafta bir sinema ve televizyon yıldızı olan Ashton Kutcher: tek başına.

Bu rekabet inanılmaz bir hal alıyor. Ashton, 1. milyonuncu takipçiye ilk sahip olmak isteyen kişi olarak bunun üzerine bir video çekti. CNN ise buna cevap vermekte geç kalmadı. CNN adına Larry King de Ashton, biz koca bir medya deviyiz, bizimle uğraşabileceğini mi sanıyorsun diye bir video yaptı.

Çok değil, birkaç güne göreceğiz kim ilk önce hedefine ulaşacak. Ancak şimdilik CNN'in hızı onu birinciliğe taşıyacak gibi görünüyor.

FriendFeed artık Türkçe!

FriendFeed Türkçe

FriendFeed'in Türkiye'de kullanımı gün geçtikçe arta dursun, FriendFeed ekibi bizler için uzun zamandır beklediğimiz güzelliği yaptı bile. FriendFeed artık Türkçe olarak da yayın yapıyor.

İtalyanca ile birlikte bugün yayına alınan Türkçe FriendFeed'i ayarlarınızda dil seçeneklerinden veya sayfanın altından seçerek kullanmaya başlayabilirsiniz. Çeviride kimlerin yardımcı olduğunu bilmiyorum ancak onlara da özellikle teşekkür etmeliyim.

FriendFeed ekibinin yaptığı yerelleştirme ve yeni betadaki arayüz güncellemeleriyle yavaş yavaş artık kullanıcı popülasyonunu artırmaya yönelik adımlar atacağını rahatlıkla görebiliyoruz.

FriendFeed'in konsept olarak Türk kullanıcısına inanılmaz uygun olması, Türkçe ile artık içimizde daha da hızla yaygınlaşmasını sağlayacağına eminim. FriendFeed takımından Ana'nın da dediği gibi onlar da bizden umutlu:

Turkish has been one of the most popular languages we've seen on FriendFeed, and we're hoping that offering this new interface will improve the experience for our Turkish-speaking users, as well as enable many more Turkish-speakers to discover and enjoy FriendFeed.

Eğer halen FriendFeed üyesi değilseniz, üye olmanızı tavsiye eder SiberKültür'ü de takip etmenizi öneririm.

Yeni FriendFeed tasarımı yayında

Geçen hafta gizlice lansmanı yapılan FriendFeed'in yeni arayüzü bugün yayına girdi. Sizlerin de beta.friendfeed.com adresinden görebileceğiniz yeni arayüz eskisinden oldukça farklı.

FriendFeed üzerinde yorumlarda gözlediğim kadarıyla yeni arayüz beğenileri toplamış. Artık güncellemelerin efektlerle çıkması sitenin daha hızlı aktığı izlenimini veriyor. Bunun dışında bir de yeni özelliğimiz var. Kişilere özel mesaj gönderebilme.

Tasarımın halen betada olduğunu hatırlatırım. Üzerine makyajlar gelebilir, minik değişiklikler görebiliriz ileriki günlerde.

Peki siz yeni tasarımı beğendiniz mi?

Google, Twitter'ı neden satın alamaz?

Dün Techcrunch'da çıkan bir habere göre Google, Twitter'ı almak için görüşmelerinin son aşamasındaymış. Bahsi geçen fiyat ise 250 milyon dolar civarı nakit veya karşılığı Google hissesiymiş.

Daha sonra yapılan bir güncellemeyle başka bir kaynağın, bu satın almanın aslında daha çok başında olunduğunu, hatta bir satın alma olmayın ortaklaşa bir çalışma şeklinde yürütülebileceğini söylemiş.

Bugün Twitter kurucularından Biz Stone'un Twitter blogunda yaptığı açıklamanın başlığı ise "Bazen konuşuruz...". Blogda, özet olarak satın almadan çok -isim vermeden- firmalarla bu tür iş birliklerine girişicek olmalarının süpriz olmadığından bahsediyor. Ayrıca hedeflerinin bağımsız bir şirket olmak olduğunu da ekliyor

Şahsen bu haber çıkmadan önce de benim düşüncelerim satın almadan çok bir ortaklık çalışması olabileceğini düşünüyordum. Nedenlerime gelince;

  • Evan Williams, Twitter'ın diğer kurucusu ve CEO'su vakti zamanında Biz Stone'un yardımıyla Blogger.com'u kurdu ve Google'a sattı (SiberKültür'deki 6. haber). Google'a satımından bir sene sonra kendisi istifa etti. Bunun nedenleri arasında fikir anlaşmazlığı olduğu düşünülüyor. Yani Evan ve Biz Google altında çalışmaktan zevk almayacaklar diye düşünebiliriz.
  • Bir diğer neden, yakın zamanda Google'dan istifa eden, Google'ın baş görsel tasarımcısı Douglas Bowman'ın, Twitter'da çalışmaya başlaması. Douglas, Google'dan yine fikir anlaşmazlıkları yüzünden ayrıldı. Twitter'ın Google tarafından alınması -eğer söz konusuysa- uzun bir zamandır onların gizli gündeminde olsa gerek. Bu durumda Douglas'ın böyle bir olasılığa rağmen Twitter'da işe başlaması saçmalık olurdu.
  • Bir süre önce Facebook'un da Twitter'ı almak istemesi, karşılığında 500 milyon dolarlık hisse teklif etmesi ve Twitter'ın reddetmesini hatırlıyoruz. Burada da reddin iki büyük nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi 500 milyon dolarlık hissenin gerçekte o kadar değer yapmayacak olması, bir diğeri ise Twitter'ın bloglarında dediği gibi bağımsızı oynamak istemesi.

Sonuç olarak Google'ın Twitter'ın gücünden faydalanmak istediği ortada. Çünkü Twitter ABD'de neredeyse her akşam televizyonlarda dahi adı geçen, ünlülerin yoğun olarak kullanmaya başladığı, henüz insanların davranışlarını ve fikirlerini değiştirme etkisinin körelmediği bir servis. Ve Google bunun gücünü en azıdan onlarla ortak bir girişim yaparak değerlendirmek isteyecektir.

Friendfeed'e yeni arayüz geliyor

Türk internet kullanıcısının aile ve düşünce yapısına daha uygun olduğunu düşündüğüm Friendfeed ekibi gizlice yeni bir arayüz üzerinde çalışıyorlarmış.

Bugün uzman bir kadro diyebileceğimiz, Scoble ve Techcrunch gibi isimleri de kapsayan bir topluluk tam şu dakikalarda yeni arayüzün sunumunu izliyor. Ben de bir Friendfeed sever olarak ofislerini bassam mı acaba diye düşünüyorum.

Yeni tasarımla ilgili bir açıklama yok. Sadece yeni Friendfeed kullanıcı arayüzü olarak geçiyor. Bizi neler bekliyor bilmiyoruz. Katılan gruba da zaten ambargo konmuş durumda.

Yeni arayüz pazartesi günü beta sitesi üzerinden yayına girecek deniliyor (PST saat dilimine göre). Açıkcası beklemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Friendfeed ekibine açıkcası Facebook'tan daha fazla güveniyor ve güzel bir iş çıkarmış olduklarını düşünüyorum. Yine de eğer kapsamlı değişiklikler yapmışlarsa bir takım kesim kullanıcı alışkanlıklarından dolayı hoş karşılayamayabilir.

İlgili bağlantılar:

Aardvark'ın yaptıkları sizi şaşırtacak (davetiyeler burada)

Aardvark teknolojisiyle şu sıraların isminden oldukça söz ettiren startuplarından birisi. Üstelik kapalı beta döneminde bile. Kelime anlamıyla Türkçe'de yerdomuzuna denk gelmesinin yanında (*) bu ismin seçilmesindeki en büyük neden İngilizce sözlükteki ilk kelimenin bu olması.

Gelelim servise. Aardvark, (vark.com'dan da girebilirsiniz) temel olarak IM programları üzerinden (MSN, Gtalk ve AIM gibi) çalışan bir uygulama. Elbet kullanmışsınızdır, IM botları olur, arkadaşlarınıza ekleyip sohbet edebilir veya sözlük gibi kullanabilirsiniz. Aardvark da onun gibi ancak onunla sohbet etmiyorsunuz. Aardvark'ın farkı ise ona bir soru sorduğunuzda size bu sorunun cevabını getiriyor olması.

Aardvark

Şöyle ki, Aardvark üyesi olan diğer arkadaşlarınız ve onları kapsayan arkadaşlarını sizin ağınıza dahil ediliyor. Her üye, üye olurken kendisinin uzmanlık alanını oluşturan konuları sisteme bildiriyor. Bundan sonra, siz IM aracılığı ile Aardvark'a bir soru sorduğunuzda sistem bu soruyu analiz ediyor, konusunu anlıyor ve bu konudaki uzman olan arkadaşlarınıza iletiyor. Her şey anlık mesajlaşma programı üzerinden işlediği için arkadaşınız anında bu mesajınızı görebiliyor ve size kendi yorumlarıyla bir cevap yazabiliyor.

Aardvark, özellikle sadece IM bazlı olduğu için: hızlı ve soruları cevaplayanların arkadaşlarınız ve arkadaşları şeklinde olmasından dolayı: güvenilir oluyor.

Bunu basitçe, civarda sushi yemek istediğinizde Google'da restoranları bulup tamamen objektif bir bakış açısı elde etmek yerine, çevrenizin tavsiyesini edinmek üzere kullanabilirsiniz.

Aardvark şu anlık sadece İngilizce ne yazık ki. Eğer siz de üye olup denemek isterseniz Türkçe yerine İngilizce kullanmanız, daha verimli sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Büyük ihtimalle Türkiye'den kullanan ilk insanlardan olacağınız için şu an asıl çıkış noktası olan San Francisco kadar verimli kullanamayabilirsiniz ancak ilerisi için büyüdükçe daha eğlenceli ve verimli olacağını söyleyebilirim.

Türkiye'den gelecek tepkilere göre (bkz Facebook'ta en büyük popülasyonlardan birisinin Türkiye olması) Aardvark yetkilileri Türkçe desteği konusunda da çalışmalar yapabileceklerini söylediler.

Eğer bu sisteme davetiye istiyorsanız, bir 30 kadarını ben size temin edebilirim. Tek yapmanız gereken bu yazıya bir yorum yazmak ve eposta adresinizi bırakmak. Eposta adresinizi posta(at)site.com şeklinde bırakırsanız spam botlarının saldırısından da kurtulabilirsiniz. Son olarak, her yeni üye 10 adet yeni davetiyeye sahip oluyor. Bu sayede Türk ağını geliştirebiliriz.

(*) Aardvark'ın yaratıcılarının San Francisco'da güzel bir ofisi var. The Mechanical Zoo adında. Hayvanları çok sevmelerinden dolayı olsa gerek çalışanların ünvanları da hayvanlarla bağlantılı ünvanlardan oluşuyor.

Google arama sonuçlarını daha akıllandırıyor

Uzunca bir süredir semantik aramalardan, bu konudaki liderin kim olacağından bahsedip duruyoruz. Bu alandaki en büyük ismi şüphesiz Hakia yapmıştır. Ancak Hakika arama motorundan uzak görünümüyle ne yazık ki bir süredir sessiz kaldı.

Google, doğal olarak, her zaman olduğu gibi yavaş adımlarla ataklarına başladı. Bunun minik bir örneği diyebileceğim daha akıllı kelime önerileri Google arama sonuçlarında yayına girdi. Buna göre, örneğin İngilizce olarak principles of physics (fizik prensipleri) aramasını yaparsanız, konuyla ilgili olabilecek önerileri sayfanın en altında görebileceksiniz. Mesela, kuantum mekaniği, big bang, özel izafiyet ve açısal hız gibi. Bu özellik ilk olarak 35 farklı dilde yayına girdi. İçlerinde Türkçe'nin de olduğunu tahmin ediyorum.

Bir diğer akıllı özellik ise, her ne kadar semantik aramaya dahil olmasa da, yaptığınız uzun kelimeleri aramalarda, çıkan sonuçları daha iyi önizleyebilmenizi sağlayan daha uzun özet metinleri. Bunun örneğini hemen Google'a uzun bir arama metni girerek siz de test edebilirsiniz.

Last.fm'e aylık 3€ öder miydiniz?

Last.fm şüphesiz müzik zevkinizi milyonlarla paylaşmak ve sizin zevkinize göre hazırlanmış şarkıları Last.fm radyosundan dinlemek gibi özellikleriyle ülkemizde de oldukça popüler. Hatta Türkçe olarak da erişmek mümkün.

Ancak bugün Last.fm blogunda yayınlanan bir haber bir çok Last.fm kullanıcısını üzecek gibi. Sadece Amerika, İngiltere ve Almanya ülkelerindeki kullanıcılar hariç, diğer tüm ülke kullanıcılarına bir nevi ücretli fiyat politikası uygulanmaya başlanacak.

Olayın nedeni tabi ki de belli. Müzik şirketlerinin baskısı.

Yeni Last.fm fiyat politikasına göre Last.fm radyosu hariç her şey yine bedava olmaya devam edecek. Ancak radyoyu dinlemek isterseniz aylık 3€ ödemeniz gerekecek. Ücretli üyeliğe geçtiğiniz takdirde limitsiz olarak müzik dinlemeye devam edebileceksiniz.

Düşündüğünüzde 3€ aylık olarak büyük bir ücret gibi değil. Siz ne dersiniz, limitsiz müzik keyfi için bu parayı verir miydiniz?