"

SiberKültür 101: Internet kültürü, web dedikoduları ve web tasarımı ve geliştirme konusundaki tüm açlığınızı giderir.

Blogların Eurovision'u başladı, SiberKültür'e oy vermek ister misiniz?

Euro Blog Awards

Açıkcası ne zaman başladı, ne zaman oylama aşamasına gelindi bilmiyorum ama Euro Blog Awards isminde bir yarışma Avrupa'nın en iyi bloglarını seçmek için başlamış.

Bunu blogların Eurovision'u olarak da düşünebiliriz. 11 farklı dilde blogların katıldığı yarışmada 10 adet de Türk blogu bulunuyor. Yarışmanın blog konusu şeklinde bir kategorizasyonu olmasa da dediğimiz gibi konsept daha çok Avrupa'nın en iyi bloglarını seçmek üzerine.

SiberKültür de katılan bloglar arasında. Ancak açık söylemeliyim ki başvurusunu ben yapmadım. Dolayısıyla katılan bloglar neye göre seçilmiş bilmesek de konseptinden dolayı bu yarışmadan bahsetmek istedim. Hali hazırda Blog Ödülleri yarışması devam ederken, Euro Blog Awards da bir değişiklik olabilir.

Yarışmanın jurisinde ise tanıdık bir isim olan Mert Maviş'i görüyoruz. Mert, Plastic Wings blog yazarı ve Blog Kardeşliği'nin kurucularındandı.

Eğer yarışmaya katılan blogları merak ediyorsanız katılanlar sayfasına göz atabilirsiniz. Eğer SiberKültür içlerinden en sevdiğiniz ise oyunuzu SiberKültür için kullanabilirsiniz.

Yarışmanın en çok hoşuma giden özelliği oy verme sistemini Facebook Connect ile bağlamış olmaları. Böylece oy verirken hile yapma olasılığı ortadan kalkmış oluyor.

FriendFeed artık Türkçe!

FriendFeed Türkçe

FriendFeed'in Türkiye'de kullanımı gün geçtikçe arta dursun, FriendFeed ekibi bizler için uzun zamandır beklediğimiz güzelliği yaptı bile. FriendFeed artık Türkçe olarak da yayın yapıyor.

İtalyanca ile birlikte bugün yayına alınan Türkçe FriendFeed'i ayarlarınızda dil seçeneklerinden veya sayfanın altından seçerek kullanmaya başlayabilirsiniz. Çeviride kimlerin yardımcı olduğunu bilmiyorum ancak onlara da özellikle teşekkür etmeliyim.

FriendFeed ekibinin yaptığı yerelleştirme ve yeni betadaki arayüz güncellemeleriyle yavaş yavaş artık kullanıcı popülasyonunu artırmaya yönelik adımlar atacağını rahatlıkla görebiliyoruz.

FriendFeed'in konsept olarak Türk kullanıcısına inanılmaz uygun olması, Türkçe ile artık içimizde daha da hızla yaygınlaşmasını sağlayacağına eminim. FriendFeed takımından Ana'nın da dediği gibi onlar da bizden umutlu:

Turkish has been one of the most popular languages we've seen on FriendFeed, and we're hoping that offering this new interface will improve the experience for our Turkish-speaking users, as well as enable many more Turkish-speakers to discover and enjoy FriendFeed.

Eğer halen FriendFeed üyesi değilseniz, üye olmanızı tavsiye eder SiberKültür'ü de takip etmenizi öneririm.

Google'ın Türkiye'de kapatılma ihtimali ve olabilecekler

Bugün Tuğça Eker SiberKültür formu aracılığıyla benimle iletişime geçti. Görünen o ki, iki gazetemizde çıkan haberlere göre Atatürkçü Düşünce Derneği Google Sites üzerinde yayınlanan bir Atatürk karşıtı sitenin kapatılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’na suç duyurusunda bulunmuş (1-2).

Söz konusu site şu an için ulaşılamaz durumda. Ancak ulaşılamama nedeni yasal bir karardan değil, siteye çok fazla kişinin girmiş olmasından dolayı. Yani yoğunluktan.

Reklamın iyisi kötüsü olmaz diye bir düşünce var bilirsiniz. Bu da aynen onun gibi, şu anda yapılanlarla o kişilerin ekmeğine bal sürüyoruz aslına bakarsanız.

Olayın Google boyutu

Google bir arama motoru olarak bu işten sorumlu değil. Söz konusu site Google'ın Sites hizmeti altında tutulduğu için, yasalarımıza göre sorumlu onlar. Ancak bu anlaşmazlığın Google'ı dava etmek yerine, iletişime geçilerek çözülebilecek olduğunu düşünüyorum.

Haberde sitenin sahiplerinin kim olduğunun bulunamadığından bahsediliyor. Tamamen saçmalıktan öte bir şey değil. Şu an bu tür bir bilgi bir devlet tarafından istenildiği takdirde Google gereğini yapacaktır. Kaldı ki TTNet bile o siteye kimin girdiğini dahi çok güzel raporlayabilir (Türkiye sınırları içerisinde).

Bu bir Blogger vakası. Kurunun yanında yeşilin de yanması.

Konuyla ilgili olarak Google merkezinden bilgi talebinde bulundum. Pazartesi itibariyle geri dönüş yapacaklardır.

Atatürkçü Düşünce Derneği

Henüz resmi bir açıklama benim gözüme çarpmadı kendileri tarafından. Sadece iki ulusal gazetede çıkan haberler güncel kaynağımız.

Dolayısıyla ADD'yi hemen suçlamak da doğru olmaz.

Ancak ADD ve benzeri, bu toplumun zarar görmemesini isteyen kişi ve kuruluşları, vizyonları daha açık olmadığı için kınıyorum.

Söz konusu site veya siteler hep oldular, gelecekte de olacaklar. Ancak olma amaçları inanın Atatürk'ü kötülemekten çok daha öte. Düşünün bir kere, bir millete sözle, yazıyla mı zarar verebilirsiniz yoksa geleceğine çomak sokarak mı? Geleceğin, teknolojide, teknolojinin en büyük öğelerinden birinde, yani internette olduğu çok açık. Ve bu insanlar, damarımıza basarak bunu yok etmeye çalışıyorlar.

Düşünmeden edemiyorum, bizden daha mı çok okumuşlar Atatürk'ü de bu kadar ileri görüşlü olabiliyorlar?

Sadece üzülüyorum. Eminim ki ulu önderimiz bu tür karalayıcı kişi ve düşüncelerle karşılaştığında sadece görmezden gelmiştir. Zira birçoğumuz çok iyi bilmese de birini yıldırmanın en iyi yolu onu görmezden gelmektir.

Google kapatılırsa ne olur?

Internet sitelerinin hitleri kesilir, insanlar bilgiye ulaşamaz sanıyorsunuz değil mi? Hayır. Olmaz bunlar.

Aynen YouTube'da olduğu gibi insanlar ulaşmanın bir yolunu bulur, en kötü Live veya Yahoo gibi alternatiflerini kullanır. Buna alışmamız da en fazla bir hafta sürer.

Ancak bunun geleceği var. Kısa vadede düşünemeyeceklerimiz, uzun vadede Türkiye'nin alehine büyük sonuçlar doğuracaktır.

Bunun en büyük ve korkutucu olanı, sansürün daha da artmasıdır. Önce Atatürk ile başlar, sonra toplum düzenini bozucu davranışlara yöneltme ile devam eder en sonunda da kimseyi eleştiremez bir yapıya sokulursunuz. Her adım bir alıştırma sürecidir ve arkası kesilmez. Düşüncelerini ifade edemeyen bir toplumdan daha korkutucu bir şey göremiyorum bile.

Daha da sayabilirim; dünya ile kopacak iletişim, yabancı yatırımların artık gelmemesi, internet sektörü gibi bir sektörün daha doğamadan yok olması...

Türk medyası, bloggerlar ve siz

Türk geleneksel medyası hakkında hiçbir şey diyemiyorum. Nasıl bir oyuna alet olmaktır ki bu söz konusu siteyi haberlerinde adresine kadar verme yoluna gidiyorlar?

Yapmamız gereken medeni bir şekilde, etrafa saldırmadan, bizi sinirlendirip hata yapmamızı isteyenlerin aksine sakin olarak çözümler üretmek olmalıdır. Burada hepimize iş düşüyor.

  • Öncelikle bu tür kışkırtıcı eylemlere karşı celallenmeyip; hatta görmezden gelmeliyiz. Biz ne kadar konuşursak üzerinde, onlar o kadar prim yapacaklar.
  • Sonuca iş birliği ile varmalıyız. Bu da Google gibi şirketleri tehdit ederek değil, konuşarak çözülecektir.
  • Eğer konuşarak çözülemeyecek bir durum varsa, burada iş teknolojik abilere düşüyor. Birer bilinçi vatandaş olarak bir servisin tamamen kapatılmasındansa sadece söz konusu sitenin kapatılmasından kolay bir şey göremiyorum ben.
  • Yine de kapatılmanın inanılmaz bir korkaklık belirtisi olduğunu düşünüyorum. Eğer sen vatandaşını yeterince eğitebilir, ona neyin doğru olduğunu gösterebilirsen bu siteden korkman için bir neden bile kalmayacak. Onlar diledikleri kadar yazsınlar, kendileri çalıp kendileri oynayacaklar. Ha yabancılar bizi yanlış tanıyor diyorsan, o zaman o karalamaya çalışanlar kadar oturup, mesai harcayıp, sen aksini kanıtlayan siteler yapacaksın, duyuracaksın ki diğerleri onlardan önce senin düşüncelerini görebilsin.

Sonuç

Olay Google, YouTube, Blogger olmaktan çıktı hem bilimsel hem de toplumsal geleceğimiz oldu. Eğer bugün bir kişi bir siteyi kişilik haklarına saygısızlık nedeniyle kapattırabiliyorsa yarın bu bazı kesimler tarafından en büyük suistimal aracı olarak kullanılacak ve zararlı çıkan yine biz olacağız.

Ancak bu tür yıpratıcı eylemler karşısında ne kadar erdemli ve cesur davranırsak, o zaman kazanan biz olacağız.

Yeni FriendFeed tasarımı yayında

Geçen hafta gizlice lansmanı yapılan FriendFeed'in yeni arayüzü bugün yayına girdi. Sizlerin de beta.friendfeed.com adresinden görebileceğiniz yeni arayüz eskisinden oldukça farklı.

FriendFeed üzerinde yorumlarda gözlediğim kadarıyla yeni arayüz beğenileri toplamış. Artık güncellemelerin efektlerle çıkması sitenin daha hızlı aktığı izlenimini veriyor. Bunun dışında bir de yeni özelliğimiz var. Kişilere özel mesaj gönderebilme.

Tasarımın halen betada olduğunu hatırlatırım. Üzerine makyajlar gelebilir, minik değişiklikler görebiliriz ileriki günlerde.

Peki siz yeni tasarımı beğendiniz mi?

Google, Twitter'ı neden satın alamaz?

Dün Techcrunch'da çıkan bir habere göre Google, Twitter'ı almak için görüşmelerinin son aşamasındaymış. Bahsi geçen fiyat ise 250 milyon dolar civarı nakit veya karşılığı Google hissesiymiş.

Daha sonra yapılan bir güncellemeyle başka bir kaynağın, bu satın almanın aslında daha çok başında olunduğunu, hatta bir satın alma olmayın ortaklaşa bir çalışma şeklinde yürütülebileceğini söylemiş.

Bugün Twitter kurucularından Biz Stone'un Twitter blogunda yaptığı açıklamanın başlığı ise "Bazen konuşuruz...". Blogda, özet olarak satın almadan çok -isim vermeden- firmalarla bu tür iş birliklerine girişicek olmalarının süpriz olmadığından bahsediyor. Ayrıca hedeflerinin bağımsız bir şirket olmak olduğunu da ekliyor

Şahsen bu haber çıkmadan önce de benim düşüncelerim satın almadan çok bir ortaklık çalışması olabileceğini düşünüyordum. Nedenlerime gelince;

  • Evan Williams, Twitter'ın diğer kurucusu ve CEO'su vakti zamanında Biz Stone'un yardımıyla Blogger.com'u kurdu ve Google'a sattı (SiberKültür'deki 6. haber). Google'a satımından bir sene sonra kendisi istifa etti. Bunun nedenleri arasında fikir anlaşmazlığı olduğu düşünülüyor. Yani Evan ve Biz Google altında çalışmaktan zevk almayacaklar diye düşünebiliriz.
  • Bir diğer neden, yakın zamanda Google'dan istifa eden, Google'ın baş görsel tasarımcısı Douglas Bowman'ın, Twitter'da çalışmaya başlaması. Douglas, Google'dan yine fikir anlaşmazlıkları yüzünden ayrıldı. Twitter'ın Google tarafından alınması -eğer söz konusuysa- uzun bir zamandır onların gizli gündeminde olsa gerek. Bu durumda Douglas'ın böyle bir olasılığa rağmen Twitter'da işe başlaması saçmalık olurdu.
  • Bir süre önce Facebook'un da Twitter'ı almak istemesi, karşılığında 500 milyon dolarlık hisse teklif etmesi ve Twitter'ın reddetmesini hatırlıyoruz. Burada da reddin iki büyük nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi 500 milyon dolarlık hissenin gerçekte o kadar değer yapmayacak olması, bir diğeri ise Twitter'ın bloglarında dediği gibi bağımsızı oynamak istemesi.

Sonuç olarak Google'ın Twitter'ın gücünden faydalanmak istediği ortada. Çünkü Twitter ABD'de neredeyse her akşam televizyonlarda dahi adı geçen, ünlülerin yoğun olarak kullanmaya başladığı, henüz insanların davranışlarını ve fikirlerini değiştirme etkisinin körelmediği bir servis. Ve Google bunun gücünü en azıdan onlarla ortak bir girişim yaparak değerlendirmek isteyecektir.

Friendfeed'e yeni arayüz geliyor

Türk internet kullanıcısının aile ve düşünce yapısına daha uygun olduğunu düşündüğüm Friendfeed ekibi gizlice yeni bir arayüz üzerinde çalışıyorlarmış.

Bugün uzman bir kadro diyebileceğimiz, Scoble ve Techcrunch gibi isimleri de kapsayan bir topluluk tam şu dakikalarda yeni arayüzün sunumunu izliyor. Ben de bir Friendfeed sever olarak ofislerini bassam mı acaba diye düşünüyorum.

Yeni tasarımla ilgili bir açıklama yok. Sadece yeni Friendfeed kullanıcı arayüzü olarak geçiyor. Bizi neler bekliyor bilmiyoruz. Katılan gruba da zaten ambargo konmuş durumda.

Yeni arayüz pazartesi günü beta sitesi üzerinden yayına girecek deniliyor (PST saat dilimine göre). Açıkcası beklemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Friendfeed ekibine açıkcası Facebook'tan daha fazla güveniyor ve güzel bir iş çıkarmış olduklarını düşünüyorum. Yine de eğer kapsamlı değişiklikler yapmışlarsa bir takım kesim kullanıcı alışkanlıklarından dolayı hoş karşılayamayabilir.

İlgili bağlantılar:

Bir geri adım da Last.fm'den

Başlığın en iyi örneği tahmin edebileceğiniz gibi Facebook olmuştur. Facebook, defalarca tasarımında oynadı, milyonlarca tepki aldı. Hala da almaya devam ediyor, tasarımında minik revizyonlarla eskiye benzemeye çalışıyor. Tabi daha büyük bir örneği, TOS'da yaptığı değişiklikleri birkaç hafta sonra geri almak zorunda kalmıştı.

Yine bir hafta kadar önce Last.fm de bu şekilde radikal bir karar alarak Amerika, Almanya ve İngiltere dışındaki ülkelerin Last.fm radyosunu kullanmasını ücret ödeme şartıyla kullanılabilir yapacağını söylemişti. Şahsen verilecek ücretin mantıklı ve kabul edilebilir olduğunu düşünüyorum.

Ancak en az Facebook kadar tepki alan Last.fm de kullanıcının gücü karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Aslında tam olarak kararından vazgeçmiş değil ancak bir erteleme söz konusu. Şimdilik radyo için zorunlu ücretli üyelik gerekmeyecek.

Last.fm blogunda ücretli yapılma kararının verilme nedeni de açıklanıyor. Daha önce de söylediğim gibi bunun başlıca nedeni radyoda her ülkede reklam bazlı çalışamıyor olmaları. Örneğin Almanya'da reklamveren kolaylıkla bulunabilirken, diğer ülkelerde reklamveren bulmak çok daha zor olabiliyor.

Şimdilik bulunan çözümlerden birisi hediye üyelikler. Dilerseniz arkadaşlarınıza ücretli üyelik hediye edebileceksiniz. Ayrıca alternatif ödeme metodları üzerinde de çalışıyorlar. SMS ile ödeme gibi metodlarla her ülkeden ücretli destek hesaplarının alımını kolaylaştırmak istiyorlar.

Sanıyorum bir süre daha bu şekilde devam ettikten sonra gidişata göre yine radyo kullanımı için ücretli üyelik mecburiyeti gündeme gelebilecektir.

Sonuç olarak deneyim olarak bize çok şey katabilecek altın bir çağda yaşadığımızı düşünüyorum. Özellikle Internet işinizse.

Google Ventures, yatırımlar başlıyor

Google Ventures

Çok uzun zamandır orada burada duyulan dedikodulardan en büyüğü bu sanırım. Google yatırımcılığa soyunacak mı? Bundan birkaç gün önce yarı resmi açıklamada Google Ventures'in gerçekleşeceği duyurulmuştu ancak bugün itibariyle Google Ventures gerçek oldu ve sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

Google Ventures, daha fikir aşamasındaki girişimlerden gelişmiş girişimlere kadar geniş bir yelpazede genç firmaları keşfetmeyi amaçlıyor. Internet, yazılım ve donanım gibi sektörlerin dışında, bio-tech ve sağlık sektörleri de ilgi alanları içerisinde.

Arkasında Google olan bir venture şirketi olunca, girişimciler inanılmaz şanslı olacak diyebiliriz. Zira Google'ın bünyesindeki diğer girişimciler, yatırımcılar, öncüler ve 20 binin üzerindeki Google çalışanı bir nevi sizin arkanızdaki desteğiniz oluyor.

Kendinizi ve projenizi Google'a anlatmanın en kolay yolu ise onlara bir eposta göndermek.

Dedikodu: Google Ventures'in bu sene 100 milyon dolar civarında yatırım yapacakmış.

Aardvark'ın yaptıkları sizi şaşırtacak (davetiyeler burada)

Aardvark teknolojisiyle şu sıraların isminden oldukça söz ettiren startuplarından birisi. Üstelik kapalı beta döneminde bile. Kelime anlamıyla Türkçe'de yerdomuzuna denk gelmesinin yanında (*) bu ismin seçilmesindeki en büyük neden İngilizce sözlükteki ilk kelimenin bu olması.

Gelelim servise. Aardvark, (vark.com'dan da girebilirsiniz) temel olarak IM programları üzerinden (MSN, Gtalk ve AIM gibi) çalışan bir uygulama. Elbet kullanmışsınızdır, IM botları olur, arkadaşlarınıza ekleyip sohbet edebilir veya sözlük gibi kullanabilirsiniz. Aardvark da onun gibi ancak onunla sohbet etmiyorsunuz. Aardvark'ın farkı ise ona bir soru sorduğunuzda size bu sorunun cevabını getiriyor olması.

Aardvark

Şöyle ki, Aardvark üyesi olan diğer arkadaşlarınız ve onları kapsayan arkadaşlarını sizin ağınıza dahil ediliyor. Her üye, üye olurken kendisinin uzmanlık alanını oluşturan konuları sisteme bildiriyor. Bundan sonra, siz IM aracılığı ile Aardvark'a bir soru sorduğunuzda sistem bu soruyu analiz ediyor, konusunu anlıyor ve bu konudaki uzman olan arkadaşlarınıza iletiyor. Her şey anlık mesajlaşma programı üzerinden işlediği için arkadaşınız anında bu mesajınızı görebiliyor ve size kendi yorumlarıyla bir cevap yazabiliyor.

Aardvark, özellikle sadece IM bazlı olduğu için: hızlı ve soruları cevaplayanların arkadaşlarınız ve arkadaşları şeklinde olmasından dolayı: güvenilir oluyor.

Bunu basitçe, civarda sushi yemek istediğinizde Google'da restoranları bulup tamamen objektif bir bakış açısı elde etmek yerine, çevrenizin tavsiyesini edinmek üzere kullanabilirsiniz.

Aardvark şu anlık sadece İngilizce ne yazık ki. Eğer siz de üye olup denemek isterseniz Türkçe yerine İngilizce kullanmanız, daha verimli sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Büyük ihtimalle Türkiye'den kullanan ilk insanlardan olacağınız için şu an asıl çıkış noktası olan San Francisco kadar verimli kullanamayabilirsiniz ancak ilerisi için büyüdükçe daha eğlenceli ve verimli olacağını söyleyebilirim.

Türkiye'den gelecek tepkilere göre (bkz Facebook'ta en büyük popülasyonlardan birisinin Türkiye olması) Aardvark yetkilileri Türkçe desteği konusunda da çalışmalar yapabileceklerini söylediler.

Eğer bu sisteme davetiye istiyorsanız, bir 30 kadarını ben size temin edebilirim. Tek yapmanız gereken bu yazıya bir yorum yazmak ve eposta adresinizi bırakmak. Eposta adresinizi posta(at)site.com şeklinde bırakırsanız spam botlarının saldırısından da kurtulabilirsiniz. Son olarak, her yeni üye 10 adet yeni davetiyeye sahip oluyor. Bu sayede Türk ağını geliştirebiliriz.

(*) Aardvark'ın yaratıcılarının San Francisco'da güzel bir ofisi var. The Mechanical Zoo adında. Hayvanları çok sevmelerinden dolayı olsa gerek çalışanların ünvanları da hayvanlarla bağlantılı ünvanlardan oluşuyor.

Google bedava müzik dağıtmaya başlıyor

Dünyanın arama motoru devini dize getiren ülke hangisi? Elbette Çin. Hatırlarsanız Çin hükümeti Google'a eğer Çin için özel arama sonuçları getirmezse kendilerini tamamen yasaklayacaklarını söylemişti. Google'da dünyanın Internet popülasyonu en büyük ülkesinin önünde diz çöktü haklı olarak.

Ancak bu sizce Google'ın Çin'de bir numaralı arama motoru olmasını sağladı mı sizce? Hayır. Çin, kapalı Interneti oynadığı için Çinlilerin Internet davranışları da beklediğimizin aksine daha farklı. Google bir numaralı arama motoru olmadığı gibi, Facebook gibi uluslararası sosyal ağlar da Çin'de pek tutunamıyor.

Konumuza dönelim, evet Google bedava müzik dağıtımına başlıyor. Ne yazık ki dünya genelinde değil, sadece Çin'de. Peki sizce neden? Çünkü Google'ın en büyük rakibi, ondan iki kat daha büyük pazar payına sahip olan Baidu uzun bir süredir bedava müzik sağlıyor.

Google rekabette geri kalmamak için ilk etapta 350 bin şarkı sağlayacakmış. Bunun ilerleyen zamanlarda 1.1 milyon civarı olması bekleniyormuş. Çince ve yabancı şarkılar dahil. Bu şarkıları bedava sunabilmesinin arkasında da reklam gelirlerini müzik şirketleriyle paylacaşak olması yatıyormuş.

Sizce Google'ın bu atağı yerelleştirmeye bayılan Çin halkının daha fazla Google'ı kullanmasını sağlayacak mı?