Merhaba! Web 2.0, teknolojiler, web standartları, web tasarımı ve ilgili tüm konular hakkında makale ve haberlere ulaşabileceğiniz SiberKültür'e hoşgeldiniz. Dilerseniz RSS aboneliği ile yeni yazılardan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Merak ettiklerinize hakkında sayfasından ulaşabilir, her türlü konuda irtibata geçmek için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.

Yeni tasarımlarına nasıl geçtiler: Last.fm

Aynen Facebook gibi, Last.fm de yakın zamanda kendini değiştiren süper güçlerden birisi. Temmuz'un başında gelen davetiyeyle yeni Last.fm tasarımını görebilmiş ve yorumlamıştım.

O zamandan bu zamana yeni tasarımda bazı değişiklikler oldu ve artık yeni tasarım canlıya geçti.

Last.fm yeni tasarımlar

Facebook'un aksine Last.fm yeni sürümler arasında arayüz adına çok fazla değişikliğe gitmezken geliştirmeler sadece makyajlama olarak kaldı. Örneğin benim sevdiğim, sade, görselsiz tasarım yerini eskitilmişlik havası veren görsellerle süslenmiş bir tasarıma bırakmış.

Last.fm yeni tasarımına geçerken 2 büyük adım attı. Birincisi arayüzde değişiklikler yapmakken, diğeri site havasını değiştirmek oldu. Arayüz tasarımı kullanıcıların deneyimlerini güçlendirmek ve onlara kolaylık sağlamak amacı güttüğü için kullanıcılar tarafından benimsenmesi daha hızlı ve acısız olacaktır.

Ancak site temasını, havasını değiştirmek daha estetik bir kaygı. Kullanıcıların alıştığı bir hava var, hafif renk geçişleriyle süslenmiş, gölgeli bir tema. Yeni tasarım ise buna çok zıt bir deneyim yaşatıyor: eskitilmiş görseller, keskin hatlar. Bu ani geçiş de şu an 8.500 üyesi olan eski Last.fm'i geri getirin gibi grupların oluşmasını tetikliyor.

Kullanıcılar neden sorusunu sormuyor, sormaz da. Onlar kullanır: beğenir veya beğenmez. Önemli olan geneli üzmeden, sıcak bir havayla yaptıklarınızı nedenlere bağlayarak onlara açıklamak ve benimsetmeye çalışmak. Köklü değişiklikler bu yolda puan kaybettiriyor. Özellikle de milyonlara ulaşıyorsanız.

Yeni tasarımlarına nasıl geçtiler: Facebook

Facebook bundan bir zaman önce yeni tasarımlarının sözlerini vermiş ve bunları SiberKültür üzerinden yorumlamıştım (1 - 2)

Facebook, Mayıs ayında bir kaç ekran görüntüsüyle yeni tasarımları paylaşmış, ardından 14 Temmuz'da www.new.facebook.com adresinde yeni profillerimizin nasıl görüneceğini canlı olarak yayınlamıştı. Ekran görüntülerinden görebileceğiniz üzere ilk ve ikinci sürüm arasında hayli fark var. Fakat bugün yayına girecek tasarım, ilk sürüme daha çok benziyor ^

Sanıyorum ilk sürüm, arayüz ve kullanıcı alışkanlığı bilgisi yüksek olan bir ekip tarafından çalışılmış ancak daha sonra ekipteki bazı değişimler sonrası büyük bir kullanıcı alışkanlığı hatası yapılmak üzereyken son anda bundan kurtulmuşlar. İnsanların alıştığı bir sayfa düzeni, profil fotoğrafının vs solda olması, vardı ve bu ikinci sürümde hatalı bir şekilde değiştirilmiş. Neyseki artık normal.

Yeni Facebook tasarımında sosyal reklamlar henüz hiç bir sayfada görünmüyor. Ayrıca uygulamalar da (1. sürümde olduğu gibi) ana menüye taşınmış durumda. Arkadaşlarım sayfası ise benim gözümde daha çok Gmail kişiler sayfasına benzer bir hal almış durumda. Neyseki kullanışlı.

Siz de artık Facebook'u tamamen yeni tasarımıyla www.new.facebook.com adresinden gezmeye başlayabilirsiniz. Eğer eski Facebook görünümüne dönmek isterseniz en tepede bulunan "Back to old Facebook" bağlantısına tıklayabilirsiniz.

Internet'i kurtarın

Önce yazdıklarımız ellerine geçti, sonra radyolar, sonra televizyonlar. Şimdi sırada Internet mi var? Internet'in Internet olmasında hiç bir katkısı olmayan şirketler yine milyonların özgür iletişimini kontrol altına almak istiyorlar. Dünyanın 8. harikası koydukları abuk subuk ücretler, vergiler ve takındıkları bastırıcı politikalar yüzünden onların eline mi geçecek? Yoksa hakkımızı, yüzyıllardır elde ettikleri her şeyin aksine Internet bizim mi kalacak?

Sesinizi duyuracak mısınız?

AT&T'nin sadece hizmet sunduğu için Internet'i yönetmek istemesi, TurkTelekom'un veremediği hizmet için soygun tarifeler uygulaması veya bazı kişilerin çıkarları uğruna koyduğu sansürler. Hepsi iletişim özgürlüğümüze vurulan bir darbe.

Save the Internet (Internet'ı kurtarın)

Videonun İngilizce olması için üzgünüm, ancak belki aramızdan birileri bir çeviri için uğraşabilir?

Dünyanın en seksi bloggerına oy verin

Güzel kadınlar, estetik ve erotik fotoğraflar... Hayır hayır SiberKültür magazinleşmiyor. Her ne kadar magazinsel bir olay olsa da Playboy'un düzenlediği en seksi blogger oylamasını haber yapıyor.

En seksi blogcu

Çünkü Internet artık eski Internet değil, artık gözlüklü sivilceli bilgisayar kurtları topluluğundan oluşmuyor. Sosyal servisler bir yana, blogküre Internetin hayata eşlendiğinin bir kanıtı bence. Gerek geleneksel medyadan etkili duruşu, gerekse de bir blogu olmayanlara yabani gibi bakılması gibi.

Konuya dönersek, Playboy 9 blogcu güzeli oylamaya sunmuş. Ziyartçilerin oylarıyla belirlenecek birinci Playboy.com'a soyunma şansını elde edecekmiş. Magazin mi yoksa çoğumuzun mesleğininin parçası olduğu bir şeyin geleneksel medya tarafından bu denli tutulması mı siz karar verin.

Yeni iGoogle'ı ilk önce siz deneyin

iGoogle, Google'ın sizler için yarattığı özelleştirilebilir açılış sayfası yakın zamanda arayüzünde bazı değişiklikler yapacak. Bu değişiklikleri görmek istiyorsanız iGoogle sayfanıza gidip, adres satırına:

javascript:_dlsetp('v2=1');

yazmanız yeterli. Bu sayede iGoogle Developer sandbox'a geçecek ve yenilikleri görebileceksiniz.

iGoogle yeni arayüz

Gmail ve Google takvimi de yakında çevirimdışı çalışabilecek

Bilmiyorum Google Gears'dan haberiniz var mıydı ama itiraf etmeliyim ki benim yeni oldu. Google Gears bir Firefox ve Internet Explorer eklentisi. Yaklaşık 500kb'lık bir kurulumla Google Docs ve Google Readerçevirimdışı gezip, düzenleme yapmanıza olanak sağlıyor.

Google Gears

Yani Google Gears kurup, Google Reader'daki RSS'lerinizi Internet bağlantınız olmadığında dahi okuyabiliyor, yıldızlamalar yapabiliyorsunuz. Bağlantınız yeniden sağlandığında Gears yaptığınız değişiklikleri eşliyor.

Yanlışlıkla sızan bir bilgiden yola çıkarak Gmail ve Google Calendar'ın da 6 haftaya kadar Gears ile çevirimdışı erişime sahip olacağı söyleniyor. Takvim uygulamasını bilemeyeceğim ancak Gmail'in çevirimdışı erişilebilecek olması beni heyecanlandırmıyor değil.

Dedikodularda bahsedilen tek sorun, bu özelliklerin Google Enterprise kullanıcılarına açık olabileceği, ancak şu anki servislerin (Docs ve Reader) herkese açık olduğunu görmek, Gmail ve Calendar'ın da herkese açık olabileceğini düşündürüyor.

Amazon'dan çevirimiçi video satışı

Dünyanın e-ticaret devi Amazon.com bugün bazı davetli kullanıcıların kullanımına açacağı yeni servisini duyurdu. Amazon, hali hazırda bazı film ve dizilerin sitesi üzerinden satılıp, bilgisayara indirilmesini sağlıyor. Yani hiç bir fiziksel medya olmadan daha ucuza filmler satılıp, Windows bilgisayardan izlenebiliyor.

Yeni servis Amazon Video on Demand, şu anlık 40.000 kadar video ve televizyon programını anında satın alıp, web üzerinden izlememizi sağlayacak (stream). Bir nevi yasal bir YouTube doğuyor diyebiliriz.

Bu servisin şu zamana kadar çıkmamış olmasını garip karşılıyorum. Internet bağlantılarının giderek hızlanması artık fiziksel medyalara ihtiyacımızı azaltıyor, her şeyi çevirimiçi yapmamıza olanak sağlıyor. 1-2 sene içerisinde Word, Excel dökümanlarımızı bile tamamen çevirimiçi yöneteceğimizi düşünürsek gelecek kesinlikle tamamen çevirimiçi olacak.

Artık Internette istediğimizi hızlıca yapabilir, videoları sorunsuz izleyebilirken (Türkiye'de sorunsuz olmasa da) insan ister istemez Internet'in geleceğinin metin bazlı içerikte değil de video içeriğinde olabileceğini düşünüyor. Televizyonun çıkışını ve hayatımızdaki yerini düşünün. Birkaç sene öncesine kadar televizyon bağımlılığıyla nasıl başa çıkılacağı düşünülürken -çünkü televizon; radyo dinleme, kitap okuma alışkanlığını öldürüyordu- şimdi Internet bu kadar yeniyken, Internet için düşünüyoruz.

Televizyon yerini çevirimiçi videoya bırakıyor, neden olmasın?

.me uzantılı alanadları birkaç saat sonra

me alanadı

Bundan 3 ay önce .me uzantılı alanadlarının onayının alındığı ve yakında satışa sunulacağı haberini duymuştuk. Zaman hızla geçti ve birkaç saat sonra artık isteyen herkes .me uzantılı alanadlarına sahip olabilecek.

Ancak alanadlarının satışa sunulmasılya beraber istediğiniz alanadını alamayacaksınız. Çünkü bir ay önce jenerik sayılan alanadları $100 gibi bir fiyattan rezerve edildi (2 senelik). Rezerve edildi diyorum çünkü bu parayı ödeyenler de ilk olarak bu alanadlarına sahip olamayacak. Benim sistemlerinde görebildiğim 3.000, ancak web sitelerinde 30.000 kadar olduğu söylenen alanadı şu an açık artırmayı bekliyor. Evet, jenerik alanadları (eğer birileri başvurduysa) açık artırmaya giderek çok daha yüksek fiyatlara satılacak.

Tahmin edersiniz ki bu alanadları; love.me, buy.me, bite.me gibi oldukça anlamlı kelimeler. Açıkcası Türkçe jenerik sayılabilecek alanadlarına başvuru olduğunu sanmıyorum. Örneğin gel.me, is.te.me gibi (ff).

.me lansmanını Ingilizce ben anlamına gelmesinden dolayı, kişisel alanadları olarak yaptı. Ben alanadlarımı Godaddy'den yapıyorum, siz de orayı tercih edebilirsiniz.

Google ararken sosyalleştirecek

Digg, kullanmasanız bile eminim birçoğunuzun bildiği sosyal bir imleme sitesi. Temel olarak insanlar paylaşmak istedikleri sayfaları Digg'e ekliyor ve insanlarla paylaşıyor. Diğer ziyaretçiler bu haberlere Digg üzerinden yorum yapıp, oy verebiliyor.

Digg 2004 yılında kuruldu ve o kadar başarılı oldu ki Digg etkisi diye bir kavram çıktı. Eğer Digg'de popüler bir haber yaratabilirseniz, o sayfa çok kısa zamanda yüz binlerce hit alabiliyor.

Neden Digg anlatıyorum, çünkü Google şu sıralar neredeyse Digg'in klonu sayılabilecek bir özellik üzerinde çalışıyor. Aşağıdaki videoda izleyebileceğiniz üzere Google arama sonuçları artık kullanıcılar tarafından oylanabilecek ve yorumlanabilecek. Ayrıca herkes kendi için istediği bir sonucu arama sayfalarından çıkartabiliyor olacak. Bir diğer yenilik ise artık kullanıcılar kendi seçtiği reklamları arama sonuçlarında görebilecekler. Ayrıca isterseniz arama sonuçlarında yorum yazan kullanıcıların profillerini de görebileceksiniz.

Aşağıdaki video bir Techcrunch okuyucusu tarafından çekilmiş. Ne yazık ki çok az sayıda insan şu anda Google'ın sosyal arama servisine erişim hakkına sahip.

Meebo ile web sitenize gelişmiş chat uygulaması

Meebo, bildiğiniz üzere web üzerinden anında mesajlaşma (IM) hizmeti sağlayan bir servis. Her geçen gün popülerliğini artıran Meebo; MSN, Google Talk, Yahoo! ve AIM için destek sağlıyor. Eğer masaüstü IM programınız çalışmıyorsa genellikle ilk tercih edeceğiniz servislerden birisi Meebo oluyor.

Meebo IM uygulaması - siteler için

Dün itibariyle, sitenize web tabanlı bir IM yerleştirmenizi ve ziyaretçilerinizi daha sosyalleştirmenizi sağlayan yeni hizmetini devreye soktu. Yakın zamanda Facebook'un da yayına aldığu IM uygulamasına benzerliğiyle dikkat çeken Meebo'nun yeni hizmeti şu anda her sitenin kullanımına açık değil. Ancak yakın zamanda açılması bekleniyor.

İlk etapta; PopSugar, Tagged, Pixo, Addicting Games, The Insider (CBS), DanceJam, Flixter, MyYearbook ve SparkArt gibi sitelerin kullanabildiği yeni Meebo hizmeti aynen Facebook'da olduğu gibi sayfanın en altında bulunan bir bar üzerinde arkadaş listesini görme, gelen mesajların yukarı doğru açılması şeklinde çalışıyor.

TechCrunch'ın haberine göre bu işin modeli, uygulamayı bedava dağıtmak ve üzerine reklam koymak şeklinde olacak. Uygulamayı kullanan partner ve Meebo kazanılan geliri yarı yarıya paylaşacaklar.

Özellikle sosyalleşmenin bu kadar popüler ve insanları çeken bir unsur olduğunu düşünürsek Meebo'nun böylesine popüler web siteleriyle işe başlaması ve yakında herkese açacak olması oldukça akıllıca bir adım.

Anasayfa | RSS aboneliği | SiberKültür hakkında bilmek istedikleriniz | İletişime geçin
SiberKultur.com © 2002-2008 Tüm hakları saklıdır. Site üzerinde bulunan her türlü materyal izin almadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.